İKİ SENE ÖNCE YAZDIĞIM YAZILAR : SEÇİLMİŞLİK İNANCI ( 8. YAZI )
Bulunduğu, nüfus ettiği her alanında çatışma üreten, meydan okuyan bir yapı. Polis kendi alanında devlete ve ülkeye ayar çekiyor. Savcı kendi alanında, hakim kendi alanında, istihbarat kendi alanında ayar çekiyor. Devletin memurları devleti köşeye sıkıştırmaya, devlet ve ülke çıkarı yerine cemaat çıkarına göre yetki kullanmaya, devlet iktidarı üzerinden bu iktidarı yok etmeye çalışıyor.
Bireyler, şirketler, cemaatler, siyasal yapılar, toplumda öne çıkanlar dosyalanıyor, tehdit ediliyor, adeta rehin alınıyor. Belli bir sisteme göre emniyet üzerinden, yargı üzerinden, medya üzerinden dosyalar servis ediliyor. AK Parti iktidarını yıkmaya dönük darbe söylemleri ve eylemleriyle hareket edenler, AK Parti sonrası öne çıkacak her siyasal yapıya aynı öfkeyle saldıracaktır. Meselenin AK Parti olmadığı,meselenin devlet olduğu, Türkiye'yi biçimlendirmek olduğu artık gizlenmiyor. Hal böyleyken mağdur söylemenin Türkiye kamuoyunda pek de kabul görmediğini söylemeye bile gerek yok sanırım. Türkiye'nin ekonomi politikaları, dış politikası, toplumsal barış arayışları onları hiç ilgilendirmiyor.
Bir çoğunun "yerli" olmadığını hissettiğimiz politikalar bu çatışma ile gün yüzüne çıkıyor. Yolsuzlukla savaş tek yönlü, adalet arayışı tek yönlü, güvenlik anlayışı tek yönlü olmaz, sadece bir çevrenin çıkar hesaplarına göre şekillendirilemez. Bunu kimse inanmaz. Nerede Türkiye'yi köşeye sıkıştıracak bir konu varsa öne çıkarıyorlar. Ne zaman birilerinin bölge ile ilgili hesaplar varsa, içerideki eylemler onlarla paralellik arz ediyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder